Bilmek istemiyorum

Şarkılar çalıyor, söylüyorsunuz ya çok sevdiğim müzisyenlerim benim. Ben ne duygular buluyorum onların içinde bir bilseniz, sizin yaşayamayacağınız hislerde geziniyorum ben sizi dinlerken. Sonra oturup diyorum ki “bak bunu kesin ilk aşık olduğu gün yazmıştır.” “Bunu yazdığında” diyorum “ayrılık kelimesi kullanıldıktan hemen sonrayı gösteriyor olsa gerek saatler. Binbir karmakarışık duyguyla harap halde gelmiş eve ve komşuların hiçbirine aldırmadan gecenin köründe, eline alıp gitarı bağıra çağıra söylemiştir bunu”

Sonra bir gün biriniz çıkıyor diyor “Çok biriktirdik, artık stüdyoya girme vakti geldi”. “İşte” diyorum, “o duygu yoğunluklarında yazdıklarını adam etmeye gidiyorlar” Ama bir görüyorum ki, eliniz boş giriyorsunuz o dört duvar arasına, eğleniyor, takılıyor, iki riff atıyor, iki davula vuruyor “Vay, güzel oldu” diyorsunuz, “bunu şarkı yapalım”. İşte bunları bilmek istemiyorum o zaman.

O zaman şarkılarınıza kurduğum tüm düşler orada yerle bir oluyor işte. Hayat “unplugged” yaşansın istiyorum o yüzden, yaşamı “akustik” yürümek istiyorum sadece. Sadece sen ve ben olalım, yanımda yazıyor ol o şarkıyı, benim hislerimle yaz istiyorum. Duymak istemiyorum, dört duvar arasında, “jamming” ile bulduğun melodileri ipe dizip gerdiğinde çıkan şıngırtılar olduğunu benim duygu yoğunluğumun.

Hikayeleriniz sizde kalsın, çok sevdiğim müzisyenlerim. Ben sizin yerinize yazayım şarkıların öykülerini, siz sadece söyleyin, öncesini bana bırakın. Stüdyoya girerken ceplerinizin dolu olduğunu hayal edeyim ben, neşeli ve hüzünlü günlerde duygu taşkınlarınızla dolu olduğunu hayal edeyim.