Haziran 2008 Tarihinde Yazılmış Yazılar

Sabahtan beri tüm dünyada dört gözle beklenen ve zamanın çok açık belirtilmemesi sebebiyle pek çok dudaktan şikayetlerin dökülmesine sebep olan Firefox 3 yaklaşık iki saat önce yayınlanmaya başladı. Fakat sunucularını çökerten yoğun kitlemizin etkisiyle tam vaktinde indirilmesi mümkün olmadı. Ve sonunda sunucu sorunlarından kurtulan Firefox 3 an itibariyle indirilebilir durumda.  Koşalım, indirelim, sözümüzde duralım, dünya rekorunu alalım, hızlı internetin keyfine varalım…

Niçin acaba öğrenciler üniversite hazırlık kurslarına giderler?

Buna benzer bir soruyu ben de daha önce sormuş ve hakkında bazı şeyler karalamıştım.  Bu soru çoğumuzun aklına gelen ve beyin fırtınaları yarattırabilen bir soru. Yani aslında ilginç olan soru değil, ilginç olan bu soruyu kimin sorduğu. Bu sorudan sonra bir de şu cümle kuruluyorsa aynı ağızdan durum daha da ilginç oluyor:

Öyle bir sistem var ki okulda öğrendiği bilgiden imtihan edilmiyor, onun dışında bir bilgiyle imtihana tabi tutuluyor.

Bunları söyleyen kim peki: Recep Tayyip Erdoğan. Yani iki dönemdir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı. Ülkenin Başbakanı böyle bir soru sorunca, benim de aklıma başka bir soru geliyor: “Bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı iktidardaki partinin bir mensubu değil miydi?” Öğrencilerin okulda öğrendikleri müfredatı, okullarda okutulacak kitapları, öğretmen kılavuz kitaplarını [diğer bir deyişle yıllık, günlük ve ders planlarına kadar bütün planları] tüm ülkede standart olarak hazırlayan birim Milli Eğitim Bakanlığı’ndan başkası değil. Bu durumda Milli Eğitim Bakanlığı, Ortaöğretim düzeyinde öğrenilmesi gerektiğine inandığı konularla şekillendirdiği müfredatını yetersiz buluyor olmalı ki onun dışında bilgileri yoklama ihtiyacı hissediyor yükseköğrenim için.

Tayyip Erdoğan şöyle bir soru sorarak devam etmiş:

Okullarımız yok mu, var. Bu okuldan mezun olan yavrularımız mezun olduğu zaman, niçin üniversiteye rahatça giremesin?

Evet, niçin giremesin? Çok güzel bir soru. İşin temeline inelim o zaman. Maddelerle şu sistemi bir inceleyelim:

  • İlköğretim seviyesinde sınıf tekrarı olmaması [yönetmeliğe göre olmasına rağmen uygulamada olmaması] bir nebze doğru bir karar olarak algılanabilir. Fakat, bu yüzden yeterli donanımı kazanamadan ortaöğetime devam eden öğrenciler sebebiyle ortaöğretimdeki genel kalitemiz giderek düşmekte.
  • Eskiden yüzüne pek bakılmayan düz liseler, Meslek Liselerine rağbetin azalmasıyla atağa kalktı, öğrenci sayıları arttı. Sınıf mevcutları çoğaldı.
  • Ortaöğretim Kurumlarında, Meslek Liselerinin önü uzun süredir tamamen kapalı olduğu için meslek sahibi gençler yetiştirmemiz neredeyse imkansız hale geldi. Benim zamanında sınav kazanılıp girilen meslek liselerine öğrenciler artık “Hiçbiryeri kazanamadı, bari meslek lisesine gitsin” diye gönderiliyor. Meslek Liselerinin önünün kapatılmasıyla etrafta Anadolu Lisesi, Fen Lisesi ve benzeri ortaöğretim kurumların sayısı olağanüstü arttı, bu artış bu kurumlara girişleri kolaylaştırdı, bu liselerdeki öğrenci kalitesi doğal olarak düştü.
  • Üniversiteye yerleşemeyen öğrenciler ÖSS sınavlarında sayıları her yıl katlanarak artan büyük kalabalıklar olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor.
  • Üniversite sayısını artırarak çözüm bulunacağına inanan bir düşünceyle, üniversite sayıları da giderek artmakta. Bundan 10 Yıl sonrasında Lisans Mezunu işsizlerimiz büyük bir kaos yaratacak gibi görünüyor.
  • Ülkenin eğitim sorunları hiçbir zaman bir zeminde tartışılmadı, tartışılmıyor, uzmanlar eğitim konusunda hiçbir zaman söz sahibi yapılmıyor, danışılmaya tenezzül edilmiyor. Garip bir şekilde üniversiteler bilim yuvası gibi değil de Meslek Edindirme Merkezleri gibi görünüyor. Akademisyenlere gereken değer verilmiyor.
  • Milli Eğitim son derece plansız, programsız ve ani kararlarla düzenlenmeye çalışıldıkça, daha da kötüye gidiyor. Son örneğini daha birkaç gün önce yaşadık. Okulların kapanmasına 1 gün kala Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği değiştirildi. Öğretim Yılı sonuna bir gün kalmışken, birdenbire değişime gidilmesi bu kadar mı acil idi, önümüzdeki yıl başında yayınlanırsa ne gecikecekti, ne aksayacaktı, veya neden ikinci dönemin başında veya ortasında değiştirilmedi de dönemin son gününde değiştiliyor belli değil.

Daha söylenecek çok şey var ama fazla da uzatmaya gerek yok. Tayyip Erdoğan’ın şu sözlerini de ekleyerek yavaş yavaş bitirmek istiyorum:

Çok açık, net söylüyorum, Milli Eğitim Bakanımla konuşuyorum, niçin acaba öğrenciler üniversite hazırlık kurslarına giderler? Bunu anlamakta zorlanıyorum. Anlıyorum da, bu sistem nasıl oluşturulmuş? Bunu kaldırmaya kalktığınız zaman acaba hangi bariyerlerle karşı karşıya kalacaksınız?

Sistemin nasıl oluştuğu değil asıl sorunumuz, sorun olan yerler de son derece açık. Milli Eğitim Bakanı’na soruysanız sorunu öğretmenlere bağlamıştır. İşin ilginci bu öğretmenleri yetiştiren de, işe alan da yine Milli Eğitim Bakanlığı. Ayrıca, siz bu sorunu çözmeye gerçekten niyetliyseniz, biz öğretmenler sonuna kadar arkanızdayız. Ben çocuklarıma test tekniğini değil, branşım olan İngilizce’yi öğretmek istiyorum ve bunu sağlayacak doğru düzgün bir sisteme her zaman evet diyeceğim. Bariyeri ancak geçerliliklerini yitirecek olan dersaneler oluşturacaktır. Fakat bu bariyer çok güçlü bir bariyer olmasa gerek. ÖSS Sisteminin değişmesi konusunu çoktan takibe almışken, takip edilecek yeni bir gündem daha oluştu. Bu konudaki yeni açıklamaları dört gözle bekliyorum. Soruna yaklaşımın sadece bu sözlerle kalmaması, somut eylemlere dönüşmesi dileğiyle.

Youtube kapandı kapanalı Google Video ile idare eder oldum. Bugün yine Google Video’da gezerken rastladığım bu videoda İngilizce alfabeden yola çıkarak kelimeler ve bu kelimelerin Amerikan telaffuzları sergileniyor. Oldukça faydalı bulduğum bu videoyu İngilizce öğrenen herkese tavsiye ediyorum. Video 50 dakika kadar uzun bir zaman alıyor, bu sebeple bir yolunu bulup indirilmesinde fayda var diye düşünüyorum. Ayrıca teknolojik imkanları sağlam olan okullarda, güzel bir öğretim materyali olarak da kullanılabilir.

Firefox 3 çok yakında geliyor. Gelirken de  ayak seslerini iyice duyurmak istercesine bir rekor denemesi yapacak.  Çok yakında çıkacak olan Firefox 3, yayınlandığı gün  “24 saat  içinde en çok indirilen  yazılım rekorunu“  kazanmayı  hedefliyor. Burda iş bize düşüyor. Önce gidip bir indirme sözü vereceğiz [ki şimdiden dünyanın dört yanından 700Bin üzerinde söz alınmış], e-mail adresimizi teslim edeceğiz, Firefox 3 yayınlandığı gün mail ile haberdar olup koşa koşa indirmeye gideceğiz ve internetin keyfini daha da güzel yaşamaya devam edeceğiz. İyi ki varsın Mozilla, iyi ki varsın Firefox. Buyrun hemen gidelim. Hızlı ve keyifli internetler.

Depresif Günlük, 2006 yılının Şubat ayında, yazarının garip ruh halinin sonucunda doğdu. Tıpkı yazarı gibi aynı adreste uzun süre kalamadı hiç; en sonunda şu anda misafiri olduğunuz yuvasını bulana dek. Yazar hakkında.