Kategori: Siber Hayat

Sabahtan beri tüm dünyada dört gözle beklenen ve zamanın çok açık belirtilmemesi sebebiyle pek çok dudaktan şikayetlerin dökülmesine sebep olan Firefox 3 yaklaşık iki saat önce yayınlanmaya başladı. Fakat sunucularını çökerten yoğun kitlemizin etkisiyle tam vaktinde indirilmesi mümkün olmadı. Ve sonunda sunucu sorunlarından kurtulan Firefox 3 an itibariyle indirilebilir durumda.  Koşalım, indirelim, sözümüzde duralım, dünya rekorunu alalım, hızlı internetin keyfine varalım…

Firefox 3 çok yakında geliyor. Gelirken de  ayak seslerini iyice duyurmak istercesine bir rekor denemesi yapacak.  Çok yakında çıkacak olan Firefox 3, yayınlandığı gün  “24 saat  içinde en çok indirilen  yazılım rekorunu“  kazanmayı  hedefliyor. Burda iş bize düşüyor. Önce gidip bir indirme sözü vereceğiz [ki şimdiden dünyanın dört yanından 700Bin üzerinde söz alınmış], e-mail adresimizi teslim edeceğiz, Firefox 3 yayınlandığı gün mail ile haberdar olup koşa koşa indirmeye gideceğiz ve internetin keyfini daha da güzel yaşamaya devam edeceğiz. İyi ki varsın Mozilla, iyi ki varsın Firefox. Buyrun hemen gidelim. Hızlı ve keyifli internetler.

Bugün [12 Nisan], Türkiye’nin Dünya ağına bağlanmasının 15. yıldönümü. 7-20 Nisan tarihleri arası da İnternet Haftası olarak kutlanıyor. 11. yılı kutlanan bu haftanın 1998′den beri yayında olan da bir sitesi var : Internethaftası.org.tr.  Sitede tüm yılların İnteret Haftası arşivlerine de erişebiliyorsunuz. Ve slogan da :”İnternet Yaşamdır”

İnternet yaşamımızın en büyük parçalarından biri haline geldi 15 yıl gibi kısa bir zamanda. Özellikle “Yeni Milenyum”un başlangıcından itibaren Türkiye’de büyük adımlarla ilerlemesini sürdürdü.  Ama nedense son birkaç yıldır internette sansür maceraları yaşamaktayız. Slogandan yola çıkarsak şöyle de diyebiliriz “yaşamımız taciz ediliyor“. İnternetin video cenneti Youtube, blog mahallesi wordpress.com bende en çok iz bırakan iki site kapama olayını yaşadı. Youtube kısa sürede tekrar aktifleştirilse de wordpress.com aylardır büyük puntolarla mahkemenin verdiği kapatma kararıyla süsleniyordu.  İnternet haftasının verdiği hazla [ya da gazla] olsa gerek aylardır kapalı olan ve girmek için binbir türlü şey yaptığımız Wordpress.com açıldı. Yani yine değer vermemiz gereken şeylere değer vermeyi onun adına düzenlediğimiz özel günlerde hatırladık.

Bu arada yeri de gelmişken [geçen ay da yazmıştım gerçi] aylar önce 2007 Cebit’te “2008 Ocak’ta VDSL2′ye geçiyoruz” diye ortalığı birbirine katan Türk Telekom ve TTNET’e de selamlarımı gönderiyorum bu güzel haftada. Sansürsüz, keyifli ve olabildiğince hızlı internetler…

Okuma [Reading] becerisi kuşkusuz ki öğrenimde en önemli becerilerden birisi. Okuma becerisi olmadan bir toplum içinde yaşamak son derece zor. Gerek kendi dilimiz Türkçe için gerekse öğretmekte olduğumuz dil İngilizce için bu dediklerimiz geçerli. Anadili İngilizce olan ülkelerde, çocuklara ilk olarak Sight Words öğretiliyor. Sight Words [Diğer adıyla Service Words]; İngilizce’de en çok kullanılan ve bilinmesi en gerekli olan kelimelere verilen isim. Her ne kadar 200-300 civarında kelime olsa da, bu kelimeler teknik terimler içermeyen günlük sözlü ve yazılı iletişimin %70-%80 kadarını işgal eden kelimeleri içeriyor. Bu yüzden ilköğretim seviyesinde çocuklara ilk öğrettikleri kelimeler bunlar. Ve bu duruma paralel olarak, Türkiye gibi İngilizce’nin yabancı dil olarak öğretildiği ülkelerde de ilk öğretilmesi gereken kelimeler bunlar olmalı.
Dolch Word List olarak anılan ilk liste 5 bölümden oluşuyor. Pre-Premier – Premier – First Grade – Second Grade – Third Grade olarak gruplanmış ve her grupta yaklaşık 45 kelime bulunuyor ve toplam 220 kelime içeriyor. Fry’s 300 Listesi ise 3 gruba ayrılmış, her grup 100 kelimeden oluşuyor ve toplam 300 kelime içeriyor. Her iki listeyi de içeren, hazırladığım PDF belgesini buraya tıklayarak indirebilirsiniz [Boyut: 56 Kb].
Bu kelimeler anadili İngilizce olan çocuklar için ne kadar önemliyse, İngilizce öğrenmekte olan bizim çocuklarımız için de o kadar önemli. Bu yüzden derslerimizde bu kelimeleri ne kadar çok kullanırsak ve öğrencilerimiz bu kelimelerle ne kadar çok karşılaşırsa, gerek okuduklarında gerekse duyduklarında İngilizceyi anlama ve kavramaları o kadar çok gelişecektir.

Blog Ödülleri

Ve artık Türk Blogcular için de bir yarışma var. [Müzmin Alfa Reklam Şebekesi] Bloglama tarafından daha önce duyurusu yapılan 2008 Blog Ödülleri için bugünden itibaren kayıt yaptırabilirsiniz. Tabi bir kaç katılım şartına uyması gerekiyor blogunuzun. E ben de biraz aksiyon yaşamak adına Depresif Günlüğüm ile kayıt yaptım. Bakalım kabul edilecek miyim? Katılım şartları için burdan, katılmak için burdan buyurun. Bu aksiyonun gizli kalmış pek çok başarılı blogu bulmamıza yardım etmesi temennisiyle katılan herkese başarılar.

Avrupa Konseyi, 10 yaşında altındaki çocukları internetin zararlarından korumak amacıyla bir oyun sitesi kurmuş. Sitenin [ya da oyunun] adı Wild Web Woods. Oyun “Çocuklar için Çocuklarla Birlikte bir Avrupa İnşa Edelim” projesinin bir adımı. Oyunun hedefi çocuklara bilgisayar ve interneti, farkındalığı, özel yaşamı, insan haklarını ve daha pek çok mühim konuyu eğlendirerek öğretmek. Merak edip ben de biraz kurcaladım. Oyunun açılışında bilgisayarın ve modemin fişlerini prize ve ethernet kartını da modeme bağlayan çocuklar daha sonra oyun alemine giriyorlar. Kendilerine bir kullanıcı adı seçip ülkelerini ve yaşlarını girdikten sonra oyundaki karakterlerini oluşturan çocuklar oyunun ilk aşamasına geçiyorlar. Oyun klavyedeki ok tuşlarını kullanarak oynanıyor. Oyunun ilk aşamasında ilk görev yerde bulunan anahtarı alıp, ormanda ilerleyerek, karşılarına çıkan canavarlara dokunmadan ENTERTAINIA [Eğlencistan olarak Türkçeleştirilmiş] kapısına ulaşmak. Bu kapıya ulaştıktan sonra çeşitli jetonlar toplanmaya başlanıyor. Jetonlar toplandıkça çeşitli bilgilendirme ekranları çıkıyor. Mesela ilk jetonu aldığınızda

Rapunzel kaçırıldı mı? Hayır.

Olan şu; Rapunzel bütün gün bilgisayar oyunları oynadı ve bu oyunlar onda bağımlılık yaptı… İşte bu yüzden de hiç kuaföre gitmedi. Zavallı Rapunzel

diyen bir ekranla karşılaşıyorsunuz. Yeşil ve B şeklinde olan bu bilgi jetonunda oyunların kararında oynandığında iyi olduğu ama fazla oynamanın kötü sonuçlar doğurabileceğini anlatan kısa bir yazı beliriyor. “Oyun oynama tuzağına düşmemek için dikkatli olun” diye bir de nasihat veriyor. Ve bir de oyun jetonları var. Bunlar da kırmızı renkli ve G şeklindeki jetonlar. Bu jetona ulaştığınızda bir oyun a başlıyorsunuz. Oyundaki puanınızı gönderirken bir ekran daha belirip şunlar söylüyor:

Takma adınızı girebilirsiniz. Yaratıcı olun ve güzel bir taka isim bulun.

Ama sizden daha çok bilgi istendiğinde, özellikle adres ve telefon numaranız istendiğinde dikkatli olun. Bazıları internet oyunlarını kullanarak sizinle ilgili bilgi toplayıp size bir sürü reklam gönderirler.

Bundan sonrasını yazmayacağım ama şöyle kısaca fikrimi belirtecek olursam;

İçeriği çok aydınlatıcı olan bu site 7-10 yaş arası çocuklar için hazırlanmış olsa da; özellikle internet ve bilgi güvenliği konularındaki bilgilere etrafımda gözlemlediğim kadarıyla çok uzun zamandır internet bağlantısına sahip pek çok yetişkinin bile ihtiyacı var. Gerçi tamamen çocuklara yönelik hazırlanmış olsa da pek çok diğer konu yanında özellikle internet ve bilgi güvenliği konularında son derece önemli temel bilgileri içeren bu siteyi sadece çocukların değil internetle bir şekilde ilişkisi olan ve konu hakkında hala eksikleri olduğunu düşünen tüm yetişkinlere de önermeden edemeyeceğim. Ve tabi ki Türkçe dil desteği olması son derece önemli bir konu. Şöyle bir göz atmak isteyenler oyuna buraya tıklayarak ulaşabilir.

Yıllardır şu internet alemindeyim ve internetten para kazanmaya bir türlü inanmamışımdır. Hiç denemediğim bir şey değil ama olmayınca olmuyor arkadaşım; zorlamaya gerek yok diyordum hep kendime. Şimdi uzun zamandır görüp gülüp geçtiğim Türk yapımı bir kazanç sitesine üye oldum. Burdan para kazanmayı umuyormuyum diye sorarsanız; HAYIR :) Sadece can sıkıntısı; üstelik yaklaşık 2 aydır üyeyim ve rahatsız edici bir mesaj trafiğiyle de karşılaşmadım henüz. yani temiz, tertipli, düzenli yavaş yavaş bişeyler birikiyor bakalım. İnsanı uğraştırmıyor da; sadece mail okuyorum, o kadar. Eğer aranızdan birileri de üye olup denemek isterse buyrun size davetiye. Buraya boylu boyunca tıklayıp üye olabilirsiniz. E denemesi bedava, bi de üstüne para verirlerse ne ala :)

Apple, PC’de çalışan Mac‘ten sonra şimdi de Windows’ta çalışan Safari çalışmasına girişmiş ve ilk Public Betasını yayınlamış bile. Sunumda oldukça iddialı oldukları ve tarayıcılarına çok güvendikleri şurdan belli:

Safari is the fastest web browser on any platform.

Yani ne diyor:

Safari tüm platformlardaki en hızlı tarayıcıdır.

Diyeceğim bir şey yok tabi ki; hızlı olabilir ama hızını test edemediğimiz için bir şey de diyemeyeceğim. Hiçbir sayfayı düzgün açamadığı; sayfalardaki pek çok yazıyı görmediği ve her sayfada yığınla hata verdiği için pek de hızlı gelmedi bana. Biraz daha uğraşması lazım apple’daki mühendis kardeşlerimizin; belki o zaman ben bile firefoxtan vazgeçerim; kimbilir :)

İndirmek ve denemek isteyenler buraya ulaştıktan sonra ve-mail adreslerini bırakıp indirebilir… Denemesi bedava ne de olsa; ama e-mail adresimizi neden topladıkları kafamı kurcalamadı değil…

TTNet ile 2 yıl beraberliğimden sonra nikahımı bozup Smile Adsl’ye geçmiş bulunuyorum. Reklamda gördüğümde inanmamıştım aslında böyle olabileceğine ama gerçekten hızlılar. Dedikleri gibi eve gelip siz elinizi dokunmadan kurulumu yapıyorlar, verdikleri wireless hediye modemin markası Philips, araştırmadım gerçi ama güzel bir aygıta benziyor… En azından şekli şemali güzel :)

Neyse; Smile Adsl ile ilgili izlenimlerimi biraz gözlemledikten sonra yazzacağım ama asıl konu şu ki; Smile Adsl’nin sayfasında bir türlü kota sorgulama linkini bulamamıştım. İnternetteki bütün sorgularım da boşa gidince birden aklıma bir fikir geldi; dedim diğerleri de zaten TTNetten alıp satmıyorlar mı ADSL’yi. E o zaman…

Dediğim gibi çıktı; TTNet’in kota sorgu sayfasına smile kullanıcı adım ve şifremle baktığımda kota bilgilerime ulaşabildim… Arayıp da bulamayanlar var ise burdan haberleri olsun… Nasıl sorgulanacağını bilmeyen varsa sorun anlatayım :) Hızlı internetler…

Depresif Günlük, 2006 yılının Şubat ayında, yazarının garip ruh halinin sonucunda doğdu. Tıpkı yazarı gibi aynı adreste uzun süre kalamadı hiç; en sonunda şu anda misafiri olduğunuz yuvasını bulana dek. Yazar hakkında.