Sabahtan beri tüm dünyada dört gözle beklenen ve zamanın çok açık belirtilmemesi sebebiyle pek çok dudaktan şikayetlerin dökülmesine sebep olan Firefox 3 yaklaşık iki saat önce yayınlanmaya başladı. Fakat sunucularını çökerten yoğun kitlemizin etkisiyle tam vaktinde indirilmesi mümkün olmadı. Ve sonunda sunucu sorunlarından kurtulan Firefox 3 an itibariyle indirilebilir durumda. Koşalım, indirelim, sözümüzde duralım, dünya rekorunu alalım, hızlı internetin keyfine varalım…
Kategori: Video
Hazır youtube da tekrar açılmışken; bin kere izlesem de doyamayacağım, bir güldürüp bir ağlatan müthiş “Damdaki Kemancı - [Fiddler on the Roof]” müzikalinden, olağanüstü bir bölümü buraya koymazsam bu blog biraz eksik kalır. Ve tabi ki bu güzide performansı buraya yerleştirmişken altına da sözlerini koymak daha bir şık olur. Tevye’nin bir tabuyu daha yıkışını zevkle izlemeniz ve dinlemeniz dileğiyle.
(For prosperity!, for good health and happiness.
And most important of all!!
Well!!)
To life, to life, l’chaim.
L’chaim, l’chaim, to life.
Here’s to the father I tried to be!
Here’s to my bride to be!
Drink, l’chaim!
To life, to life, l’chaim.
L’chaim, l’chaim, to life.
Life has a way of confusing us,
Blessing and bruising us.
Drink, l’chaim, to life!
God would like us to be joyful,
Even when our hearts lie panting on the floor.
How much more can we be joyful
When there’s really something to be joyful for?
To life, to life, l’chaim.
To Tzeitel, my daughter.
My wife.
It gives you something to think about,
Something to drink about.
Drink, l’chaim, to life.
(Mordcha! yes!!
Hey Mordcha!
Drinks for everyone!
What’s the big occassion?
I’m taking myself a bride!
Who’s the lucky one?
Tevye’s eldest Tzietel!)
To Lazar Wolf! To Tevye!
To Tzeitel, your daughter!
My wife!
May all your futures be pleasant ones,
Not like our present ones!
Drink, l’chaim!
To life, to life, l’chaim! (l’chaim)
L’chaim, l’chaim, to life!
It takes a wedding to make us say,
“Let’s live another day.”
Drink, l’chaim, to life!
We’ll raise a glass and sip a drop of schnappes
In honor of the great good luck that favors you.
We know that when good fortune favors two such men,
It stands to reason we deserve it, too!
To us and our good fortune.
Be happy! Be healthy! Long life!
And if our good fortune never comes,
Here’s to whatever comes.
Drink l’chaim, to life!
Za va, shas da rovia, Heaven bless you both! Nasdrovia!
To your health ,and may we live together in peace. (Thank you)
Za va, shas da rovia, heaven bless you both, Nasdrovia!
To your health, and may we live together in peace.
May you both be favored with the future of your choice!
May you live to see a thousand reasons to rejoice!
Za va, shas da rovia, heaven bless you both. Nasdrovia!
To your health, and may we live together in peace!
(Drinks for everybody!! Mazel Tov!!)
Hahaha!
To life!!
Son zamanlarda yazamadım çünkü daha önce başka bir okula yaptığım şeyi şimdi kendi okuluma yapıyorum. Nedir o: bir web sitesi… Milli Eğitimin koyduğu pek çok kurala uygun, sade ama güzel bir şablon yapmaya çalışıyorum. Bu arada yorulduğum ve dinlenmeye çalıştığım zamanlarda da şu siteye gidip gitarımla yeni şarkılar tırgındatmayı öğrenmeye çalışıyorum. Bu gördüğünüz Pink Floyd efsanesi Wish You Were Here şarkısının “Complete Idiot Guide” sayılabilecek kadar açıklamalı bir anlatımı. Sizin de işinize yararsa en mutlu. Diğer bölümlere bu sayfayı ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
Dear Mr. President,
Come take a walk with me.
Let’s pretend we’re just two people and
You’re not better than me.
I’d like to ask you some questions if we can speak honestly.
What do you feel when you see all the homeless on the street?
Who do you pray for at night before you go to sleep?
What do you feel when you look in the mirror?
Are you proud?
How do you sleep while the rest of us cry?
How do you dream when a mother has no chance to say goodbye?
How do you walk with your head held high?
Can you even look me in the eye
And tell me why?
Dear Mr. President,
Were you a lonely boy?
Are you a lonely boy?
Are you a lonely boy?
How can you say
No child is left behind?
We’re not dumb and we’re not blind.
They’re all sitting in your cells
While you pave the road to hell.
What kind of father would take his own daughter’s rights away?
And what kind of father might hate his own daughter if she were gay?
I can only imagine what the first lady has to say
You’ve come a long way from whiskey and cocaine.
How do you sleep while the rest of us cry?
How do you dream when a mother has no chance to say goodbye?
How do you walk with your head held high?
Can you even look me in the eye?
Let me tell you ’bout hard work
Minimum wage with a baby on the way
Let me tell you ’bout hard work
Rebuilding your house after the bombs took them away
Let me tell you ’bout hard work
Building a bed out of a cardboard box
Let me tell you ’bout hard work
Hard work
Hard work
You don’t know nothing ’bout hard work
Hard work
Hard work
Oh
How do you sleep at night?
How do you walk with your head held high?
Dear Mr. President,
You’d never take a walk with me.
Would you?
İşte böyle reklamlar görmek istiyorum.
Teknoloji ilerledikçe eğitim materyalleri de yeni bir çehreye bürünüyor. Ülkemizde henüz tebeşirli kara tahtaların yerini kalemli beyaz tahtalar bile alamamışken yurtdışındaki bu tahtayı görünce içim eridi birden. Ben de istiyorum; tüm tahtalar böyle olsun istiyorum… Gerçi ben önce kalemli beyaz bir tahta istesem daha iyi sanırım. Çok mu şey istiyorum yani…
Sir Ken Robinson, özellikle Yaratıcılık ve Sanat Eğitimi konularında uzman kabul edilen bir isim ki 2003 yılında Sir ünvanını bu konulardaki çalışmaları sayesinde kazanmış. Şu anda izlediğiniz yaklaşık 20 dakikalık eğlenceli ve bir o kadar da ufuk açıcı konuşmasında tüm dünyadaki eğitim sistemlerinin en hassas noktasına değiniyor: “Biz sanatta ve kültürde kritik düşünceye sahip bireyler değil, işçi ve akademisyenler yetiştirme uğraşındayız.”
Bu bana çok kısa gelen konuşmasından özellikle alıntılamak istediğim bir bölüm var:
^^6 yaş grubundaki çocukların eğitim gördüğü bir sınıfı ziyaret ediyordum. Resim dersi esnasındaydı. Küçük bir kız çocuğu çok ciddi bir şekilde kağıdının üzerine eğilmiş yaptığı eseriyle meşguldü. Öğretmen “Neyin resmini çiziyorsun?” diye sorduğunda “Tanrı’nın” diye yanıtladı kısaca. Bunun üzerine öğretmen “Ama Tanrı’yı hiç kimse görmedi ki!” dedi. Kız çocuğu ise hiç istifini bozmadan yanıtladı “Bir dakika içinde herkes görmüş olacak!”^^
Mutlaka izleyin. Konuşmasında hem gülünecek hem düşünülecek çok şey var.
Barış tutunamadı hayata ve bize veda etti… Güle güle Barış , umarım yaşadığın kadarıyla güzel geçmiştir hayatın… Her hayat kısadır ama seninki daha bir kısaymış…
Güle güle Barış, umarım gittiğin yerde mutlu olursun…
Güle güle Barış…
Güle güle…
Depresif Günlük, 2006 yılının Şubat ayında, yazarının garip ruh halinin sonucunda doğdu. Tıpkı yazarı gibi aynı adreste uzun süre kalamadı hiç; en sonunda şu anda misafiri olduğunuz yuvasını bulana dek. Yazar